Tüm yıla yayılan bir festival: Gedik Sanat

Geçen yıl kurulan ve bu yıl artık ben buradayım diyen bir “Gedik Sanat” var karşımızda. Farklılığın gücüne inanan ve bu eksende edebiyattan müziğe içinde farklı disiplinleri en sıra dışı örnekler ile sunan Gedik Sanat adeta yıl boyunca devam eden bir festival niteliğinde.

 

Gedik Sanat ve Gedik Filarmoni Orkestrası, kuruluş amaçlarında nitelikli müzik üretimini hedefleyen, repertuvar seçimlerinde stil, dönem ve içerik bütünlüğü bulunduran, ve en önemlisi, yüksek kalitede icra hedefine odaklanmış dinamik kadrosuyla ender karşılaşılabilecek bir enerji vaat ediyor. Sanat yönetmenliğini opera sanatçısı bariton Caner Akgün bu yılın programını ve detaylarını aktarırken ekliyor: “Biz farklı mekanlarda farklı insanlarla sanatı buluşturup birleştireceğiz, sanat için…”

Edebiyattan özel seçkilere kadar çok özenle hazırlanmış bir program. Karşıdan gördüğümde diyebilirim ki sanat için elinizi taşın altına sokmuşsunuz. Riskleri olan bir program mı sizce karşılığını almanız bakımından.

Bizi hissettiğinizi bilmek çok mutlu etti beni. Sanatsal bütünlük ve Gedik Sanat’ın amaçlarını ifade etmesi anlamında çok heyecan verici bir program hazırladığımızı düşünüyoruz. Ülkemizin sağlıklı bir ulusal müzik anlayışının oturması, evrensel kriterler doğrultusunda deneysel sanat fikirlerini uygulanabilmesi açısından sorumluluk almak çok önemli. Risk kavramı yapılması gerekeni hissettiğiniz ve inandığınız sürece aklınıza gelmiyor inanın.

Bu kadar bahsetmişken bu yıl izleyicileri hangi seçkiler bekliyor?

Bu sene 4 Türk bestecimize verdiğimiz sipariş eserler Dünya prömiyerlerini yaparken bir Türk operasının ilk seslendirilişi gerçekleşecek. Açılış konserimizde Ulvi Cemal Erkin Piyano Konçetosunu Gürcü Piyanist Nino Gvetadze, kapanış konserimizde Ahmed Adnan Saygun’un Cello Konçertosu’nu Anja Lechner yorumlayacak. Beethoven’ın 250. Doğum yılı için Gedik Filarmoni Orkestrası Gürer Aykal Yönetiminde Beethoven 5. Senfoni seslendirecek.

Zorlu Psm Platinum Sahnesi’nde sezon boyunca Edebiyat Üçlemesi başlıklı bir dizi gerçekleştireceğiz. İkinci Yeni Şarkılar ile İkinci Yeni Şiir akımı vasıtasıyla Türk edebiyatına, Dichterliebe Recomposed projesi ile Heinrich Heine vasıtasıyla Alman Edebiyatı’na ve Selman Ada’nın Palto Operasıyla Gogol vasıtasıyla Rus Edebiyatı’na vurgu yapmak istedik.

Albert Long Hall’ de yaylı ansambl olarak Viyana okullarının karşılaştırmalarına gireceğiz. St. Antuan Kilisesi’nde ruhların form değiştirmiş hallerine tanıklık ederken Summart işbirliğiyle disiplinler arası An / Anı başlıklı bir akşam yaşayacağız. Pera’da masallarda dolaşmaya devam ediyoruz, Stanpolites Project’e Klasik Kemençe sanatçısı Furkan Bilgi eşlik edecek, formları birbiriyle çarpıştırmak ve sonucunu izlemek oldukça keyifli olacak.

Kısacası sezonun içerisinde karşıtlıklar, üçlü kombinasyonlar, geçmişe ve günümüze göndermeler, mutlaka ki yeni umutları temsilen yeni üretimler yer alıyor.

Kısıtlı param var ve sadece 2 etkinlik izleyebileceğim. Hangi ikisini mutlaka izlemeliyim?

30 Ekim akşamı açılış konserimizde Gürcü Piyanist NinoGvetadze’ninUivi Cemal Erkin Piyano Konçertosu yorumunu ve 17 Mart akşamı Zorlu PSM ‘de gerçekleşecek Christian Jost yönetiminde Dichterliebe Recomposed projesinin Türkiye Prömiyerini sakın kaçırmayın. Biri Türk bestecilerimizin uluslararası platformda görünürlüğü diğeri ise Dünyada gerçekleşen yenilikleri takip etmek anlamında amaçlarımızla örtüşmektedir.

İÇERİKLER MEKANI BELİRLER

Mekanları neye göre seçtiniz?

Konser programlarımızın içeriklerine göre konser mekanlarımızı belirlenmektedir. Günümüz insanı neden sonuç ilişkilerine oldukça fazla kafa yoruyor ve samimi bir gerçekçilik arıyorlar sanat yorumlarında. Artık neyin ne olduğunu samimi bir dille anlatmalıyız. Salve Regina St Antuan Kilisesi’nde, Uivi Cemal Erkin CRR’de, 19 Mayıs ertesi günü Saygun ile beraber Beethoven birlikteliği CKM’de bilinçli bir şekilde konumlandırıldı. Zorlu Psm Drama Sahnesi’nde Edebiyat Üçlemesi özellikle kurgulanmıştır.

Bu adeta bir festival niteliğinde hazırlanmış program sizce bunu bir festival olarak sunmak nasıl olurdu? Hiç düşündünüz mü?

Biz bütün bir sezona yayılmış bir festival formatındayız aslında. Gedik Holding CEO’su Sayın Mustafa Koçak bana faaliyet alanlarını tanıtırken “Farklı renkteki kaynak elektrotları farklı alaşımları birleştiriyor “ şeklinde bir açıklama yapmıştı. İşte bu cümle bu sezon kurgumuzun ve ilerideki kurgu yapılarımızın kaynağını oluşturacak. Biz farklı mekanlarda farklı insanlarla sanatı buluşturup birleştireceğiz, sanat için…

Programı oluştururken ve sahaya indiğinizde en çok sizi neler zorladı?

Kurum olarak kendinizi doğru ifade edebildiğiniz ve disiplinli çalıştığınız sürece zor bir durum olduğunu düşünmüyorum. Zor kelimesinin arkasına sığınmak yanlış.

Kaynak: YeniŞafak

Share:
Gedik Sanat. Tüm hakları saklıdır ©. 2019