‘Prometheus’un ateşi bizi Cumhuriyet aydınlanmasına götürdü’

Geçen yıl kurulan Gedik Filarmoni Orkestrası, sezonu 30 Ekim akşamı CRR Konser Salonu’nda Gürcü piyanist Nino Gvetadze’nin Ulvi Cemal Erkin’in ‘Piyano Konçertosu’nu yorumlayacağı konserle başlayacak. Yeni bir oluşum olan Gedik Sanat’ı sanat yönetmeni Caner Akgün anlattı.

 

Gedik Sanat henüz ikinci sezonunda genç bir oluşum. Yola çıkış hikayesi ve kurulum amacı nedir?
Gedik Sanat, Gedik Eğitim ve Sosyal Yardım Vakfı bünyesinde ateşin üretken ve birleştirici gücü fikri doğrultusunda “Birleştirir. Sanat için“ parolasıyla, temellerini mitoloji ve yakın tarihimizden alan bir sanat oluşumudur. Sanat fikrimizin çıkışında, Gedik markasının kaynak ve döküm aracılığıyla ateş kaynaklı yaptığı üretimler, Mitolojide Ateş kazanının sahibi Demircilik Tanrısı Hephaistos ile özdeşleşti. Ana ikonumuz Hephaistos, bununla birlikte eylem ikonumuz ise insanlığa bilinç ateşini veren Prometheus şeklinde belirlendi. Prometheus’un bilime, eğitime ve sanata yönelmiş bilinç ateşi ise bizi Cumhuriyet Türkiyesi’nin toplumsal aydınlanmasına götürdü. Gedik Sanat, Türk sanatçıların yaratılarının destekçisi olacak. Yeni üretilen sanat eserlerinin uluslararası platformda değer kazanması için varlığını sürdürecek.

Bu yılki programı hazırlarken nasıl bir ön çalışma gerçekleştirdiniz?
Gedik Sanat; kuruluş amaçları doğrultusunda Gedik Filarmoni Orkestrası ve Oda Müziği Konserleri aracılığıyla sanatseverlerle buluşacak. Hazırladığımız sezonda müziğin çağrışımsal ve imgesel gücüyle Cumhuriyet dönemi aydınlanma sürecine ışık tuttuk. Türk Beşleri’nden genç bestecilerimize, İkinci Yeni şiir akımından Gogol’ün ‘Palto’suna (13 Nisan, Zorlu PSM) uzanan bir yelpazede sanatın anlatımsal gücünü müzik aracılığıyla aradık. Prometheus’un aydınlanma bilincinin, sadece bu topraklardaki değil dünyadaki yansımalarına mercek tutmaya çalıştık. Elde ettiğimiz üretimleri de birbirleriyle karşılaştırabileceğiniz bir deneysel ortam hazırladık.

Birçok mekana dağılan bir program göze çarpıyor bilinçli bir seçim mi?
Çağdaş sanat akımlarında en önde gelen yaklaşımlardan biri, mekana göre kurgulanmış müzikal tecrübeler. Sanatseverler birden fazla algıyı hissetmek istiyorlar bu tecrübelerde. Konser programlarımızda bu bilinçli tercihleri görebilirsiniz. Farklı renkteki kaynak elektrotlarının farklı alaşımları bileştirmesi gibi biz de farklı mekanlarda farklı sanatsal kaynaşmalar yaratmanın peşindeyiz.

Seçtiğiniz alışagelmiş mekanların dışında yerler de var bunları nasıl belirliyorsunuz?
Neden sonuç ilişkisi kurabildiğiniz sürece günümüz insanını yakalayabilirsiniz. Soru soran ve inatla cevabının peşinden koşan bir gençlik var etrafımızda. Yaşadığı zaman dilimine uyum sağlayan bununla birlikte varlık sebebinin bilinciyle beslenen bir yapının peşindeyiz. Bu doğrultuda klasik konser mekanlarının yanında gündelik yaşam alanlarında da performanslar sergilemek istiyoruz.

Size göre bu yıl kesinlikle kaçırılmamalı dediğiniz ilk üç etkinlik nedir?
Sezon açılış konserimizde Gürcü piyanist Nino Gvetadze’nin Ulvi Cemal Erkin’in ‘Piyano Konçertosu’ yorumunu, sezon kapanış konserimizde Alman çellist Anja Lechner’in Ahmed Adnan Saygun ‘Çello Konçertosu’ yorumunu ve Zorlu PSM’de 18 Şubat’ta gerçekleşecek ‘Edebiyat Üçlemesi’ konserlerimizi kaçırmayın derim.

Açılış konseriniz Gedik Filarmoni ile olacak sanırım o gece ile ilgili detaylar neler?
Gedik Filarmoni Orkestrası 30 Ekim akşamı CRR Konser Salonu’nda Ulvi Cemal Erkin’in ‘Piyano Konçertosu’nu seslendirecek, eseri Gürcü piyanist Nino Gvetadze yorumlayacak. Aynı zamanda Onur Türkmen’e sipariş edilen “Gel” adlı eserin dünya prömiyerine şahitlik edeceksiniz. İlk dönem ve günümüzdeki Türk bestecilerinden birer örnek göreceksiniz. Konserin ikinci yarısında ise Korsakov’un ‘Şehrazat’ı 1001 Gece Masalları’na götürecek bizi. Goethe’nin ‘Doğu Batı Divanı’ adlı eserinin anafikri genel yol göstericimiz pozisyonunda.

Genelde klasik müzik ağırlıkta olan programda caz müziğe de yer vermeniz bu seçimlerin genişleyeceği anlamına mı geliyor?
Müzik formlarının birbirinden fazlaca beslendiği günümüzde caz müziğin arayışlarla dolu dünyası ve bileşimleri içinde barındırması sezonumuzda yer vermemize sebep oldu. Geçen sene başlattığımız Pera’da Caz (24 Aralık, Demirören Social Club Sahnesi) konseptimiz, bu sene Stanpolites Project ve klasik kemençe sanatçısı Furkan Bilgi ile devam ediyor. İlerleyen zamanlarda caz müzik ve birbirinden etkileşen müzik arayışlarını programlarımızda göreceksiniz.

Bu yıl bazı yan etkinlikler de var sanırım atölye ve söyleşiler gibi onlardan kısaca bahseder misiniz?
Kurguladığınız sezonun içerisinde sanat ve sanatı besleyen farklı disiplinleri seyircilerle paylaşmak samimi bir tutum. Sezonumuzun içerisindeki başlıkların mutfağındaki dinamikleri öğrenmek ve o üretim sürecini hissetmek isteyen sanatseverlerle atölye, seminer ve söyleşi programlarımızı paylaşacağız.

Kaynak: Hürriyet

Share:
Gedik Sanat. Tüm hakları saklıdır ©. 2019